Hekimlik, insan yaşamını korumayı, acıyı azaltmayı ve toplum sağlığını geliştirmeyi amaçlayan; bilimsel bilgi, etik değerler, vicdan ve insan onuruna saygı temelinde yürütülen evrensel bir meslektir. Hekimler hiçbir ayrım gözetmeksizin her bireye eşit ve nitelikli sağlık hizmeti sunmakla yükümlüdür.
Anadolu ve içinde bulunduğu kadim coğrafya, binlerce yıllık hekimlik birikiminin şekillendiği ve başladığı önemli uygarlık merkezlerinden biridir. Bergama Asklepionu'ndan Hipokrat'ın akıl ve gözleme dayalı yaklaşımına, İbn-i Sina'nın hekimliğe yön veren eserlerinden Gevher Nesibe Darüşşifası'na uzanan bu miras, insan yaşamını korumayı ve hastanın yararını her şeyin üzerinde tutmayı ortak ilke edinmiştir.
Geçtiğimiz günlerde bir meslektaşımız hakkında hekimlik uygulaması nedeniyle verilen tutuklama kararı, yalnızca bireysel bir adli süreç olarak değerlendirilemez. Bu gelişme, hekimlik mesleğinin bağımsızlığı ve toplumun nitelikli sağlık hizmetine erişimi açısından ciddi kaygılar doğurmaktadır.
Hekimlik uygulamaları ve tedavi süreçleri doğası gereği belirsizlikler ve sürprizler içeren bir alandır. En doğru tanı ve tedavi uygulanmış olsa dahi öngörülemeyen ve kaçınılmaz komplikasyonlar gelişebilir. Bu nedenle komplikasyon ile malpraktis kavramı arasındaki ayrım bilimsel ve hukuki ölçütlerle ayrıntılı olarak değerlendirilmelidir.
Hekimlerin cezai kaygılarla karar vermek zorunda bırakıldığı bir ortamda defansif tıp gelişir; bunun bedelini ise en sonunda hastalarımız öder. Güvenli ve etkin sağlık hizmeti, ancak bağımsız ve bilimsel veriler eşliğinde klinik karar verebilen hekimlerle mümkündür. Hekimler cezalarla engellenerek değil, özgürce çalışarak; baskı altında değil, bilimsel özerklik içinde topluma en faydalı hizmeti sunabilir.
Hekimliğin tüm alanlarında meslektaşlarımız çok önemli hastalıkları tedavi etmekte ve her gün binlerce hastamızı yaşama döndürmekte ve onlara umut olmaktadır. Bu sorumluluğu yerine getirirken Nazım Hikmet'in şu dizeleri yolumuzu aydınlatmaktadır:
“Hastalar Kardeşlerim İyileşeceksiniz. Ağrılar, sızılar dinecek Yumuşak, ılık. Bir yaz akşamı gibi inecek Ağır, yeşil dalların ardından rahatlık. Hastalar, kardeşlerim, Biraz daha sabır, biraz daha inat. Kapının arkasında bekleyen ölüm değil, hayat. Kapının arkasında dünya, dünya cıvıl cıvıl Kalkacaksınız yatağınızdan, gideceksiniz.”
Daha önceki açıklamalarımızda üzülerek belirttiğimiz gibi yaşadığımız süreç bu şekilde sürerse ciddi ve kritik hastalığı olan hastalarımızın izlem ve tedavi aşamalarında önemli sorunlar yaşayabileceğimizi bildirmek istiyoruz. Güzel ülkemizdeki Pediatristler olarak mesleğimizi dün olduğu gibi bugün de bilimle, emekle ve vicdanla sürdürmeye devam edeceğiz. Her koşulda yaşamı savunan, insan onurunu temel alan, eşitlikçi ve toplumcu sağlık anlayışından vazgeçmeyeceğiz. Çünkü biliyoruz ki halkın sağlığı, özgür ve bağımsız bir hekimlik ortamı olmadan korunamaz. Bir kez daha vurguluyoruz: Hekimlik suç değildir. Bilimsel tıp uygulaması suç değildir. Komplikasyon malpraktis değildir. Toplumun sağlık hakkını savunmak suç değildir.
Türk Pediatri Kurumu olarak, hukukun üstünlüğünü, meslek etiğini ve toplumun sağlık hakkını savunmayı sürdüreceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz.